16 saat boyunca kapanarak “Howl at the Moon” dinleyen Mehmet Kösemen ve Patronun Deneyi

1941
16 saat boyunca kapanarak "Howl at the Moon" dinleyen Mehmet Kösemen ve Patronun Deneyi için tıklayın.

En az 3 gün. Her gün en az 4 saat. Kapılar kilitli. “Howl at the Moon by Stadiumx & Taylr Renee” tekrar modunda çalıyor. Ses seviyesi 80dB’in altına düşmeyecek. İçeride yalnızca boya malzemeleri, 1 litre su, bir sandalye ve bir yoga matı var. En önemlisi: ürettiği her şey Patron’a ait.

Bu yıl 14. İstanbul Bienali kapsamında mutlaka uğramanız gereken 5 mekan için tıklayın.
Bu yıl 14. İstanbul Bienali kapsamında mutlaka uğramanız gereken 5 mekan için tıklayın.

14. İstanbul Bienali’in kapılarını açmasına birkaç gün kalmışken 1-23 Eylül tarihleri arasında Karaköy’deki Space Debris çok değişik bir sergi-deneye ev sahipliği yapıyor.

Patron çıldırmış olmalı: şarkı başına 9 dolar

Cevdet Mehmet Kösemen eski arkadaşım. Müthiş çocuktur. Ben makyaj yapmayı öğrenirken o resim çizip film çekiyor, anatomi ve zooloji çalışıyordu. Facebook’ta etkinliğin sayfasını gördüğümde aklımdan tek bir cümle geçti: “Kafayı yemişler?!”

Kafayı yemişleri sıralayalım: Mehmet Kösemen, Emre Çiçek ve Patron. İstanbul sınırlarında zor karşılaşacağınız derecede yaratıcı, muhteşem bir proje kurgulamışlar.

Öncelikle şunu söyleyeyim: “gelecek vaadeden sanatçılarımızdan” derler ya, Mehmet Kösemen tam da o. Üretilen tüm eserler Patron’a ait olacak: Patron da bu vesileyle toplam 23 eseri sadece 1440 dolara satın almış oluyor. Haliyle kendisi için de “gelecek vaadeden patron/koleksiyoner” dememiz yanlış olmaz.

Ve kontrat imzalanıyor

Mehmet Kösemen, 3 ila 7 gün boyunca, her gün 4 saatlik bloklar halinde “Howl at the Moon by Stadiumx & Taylr Renee” dinleyerek resim çiziyor. Güvenlik kamerasıyla bütün süreç kayıt altına alınıyor. Dışarıyla iletişim yasak. Ses seviyesinin 80dB’in altına düşmesi yasak. Sanatçı, parça her tekrar ettikçe 9 dolar kazanıyor. İçeride yalnızca boya malzemeleri, 1 litre su, bir sandalye ve bir yoga matı var.

Hemen ekleyeyim: bahsi geçen kontrat da sergide 1440 dolara satışta!

Projenin ortaya çıkışı

Fikir, yurtdışında eğlenmeye çıktığı bir gece “Howl at the Moon” şarkısını dinleyen Patron’un bu parçadan çok etkilenmesiyle ortaya çıkıyor.

“I see the world with eyes of desire // A warm blooded beast // With a beautiful smile”

Yani diyor ki şair:

“Dünyayı arzunun gözleriyle görüyorum // Sıcakkanlı bir yırtıcı // Güzel de bir gülüşü var”

Düşünüyor ki, bu “yırtıcı” ancak Kösemen’in ellerinde hakkıyla canlanabilir. (Haksız da sayılmaz.) Birkaç gün düşünüyor Kösemen, derken kabul ediyor ve detayları konuşmaya başlıyorlar.

Şarkıyı duyunca “Aman Allah!” dediyse de bir yere kapanıp resim yapma fikri çok ilginç geliyor, çünkü o da ne zamandır “Yeter artık, bir dağ kasabasına gidip resim yapacağım!” diye düşünüp duruyormuş. Bu yüzden böyle bir izolasyon fikri ona da çok ilginç geliyor, macera gibi görüyor ve girişiyor. 7 güne kadar yolu olsa da kendi deyimiyle “bu tekno-spiritüel derviş yolculuğuna” 4 gün dayanabiliyor.

İlk günlerde üretilen resimler.
İlk iki gün ortaya çıkan resimler.

Bir köprü geçmiş gibi

“Parçayı tekrar tekrar dinlemek sende nasıl bir etki yaptı?” diye sorduğumda “Bir süre sonra parçayı duymuyorsun bile. Yan binada inşaat varmış gibi geliyor” diye cevap veriyor Kösemen.

Ve ekliyor: ilk günden sonra yavaş yavaş yeni renkler girmeye başlamış çalışmalarına. Önceden kullandığı kırmızı-siyah arka planlar yavaş yavaş deliliği de çağrıştıran tropik-sarı bir skalaya bırakmış kendini. Daha “diğer dünyaya ait, Memo güneş sisteminin ikinci gezegenine geçmiş gibi” hissetmiş kendini.

Çok hoşuna giden ve yeni keşfettiği bu renk skalalarını daha sonra diğer işlerinde de kullanmaya başlamış. “Benim için bir köprü geçmiş gibi oldu ve ne zaman fırsat olursa yeniden böyle değişik bir iş yapmaya hazırım,” diyor Kösemen.

3. ve 4. gün üretilen eserler.
Son iki gün ortaya çıkan resimler.

Videoda Lütfü Emre Çiçek imzası var

“Gelecek vaadeden” bir kişi daha var bu serginin oluşmasına katkıda bulunan: çiçeği burnunda senarist ve yönetmen Emre Çiçek 🙂 4 gün boyunca kaydedilen deneyi filme dönüştüren kişi, ki filmi de sergide izleyebilirsiniz.

Emre, New York’ta film okuduktan ve 2011 yılında yaptığı “Mac & Cheese” filmiyle ödül aldıktan sonra yurda döndü. Biz onu çok yakında Los Angeles’ta prömiyerini yapacağı filmi Naciye (başrolde Derya Alabora var) önümüzdeki yıl Türkiye’de gösterime girdiğinde tanıyacağız.


 

“Patron’un Deneyi” sergisi, 1-23 Eylül tarihleri arasında Karaköy’deki Space Debris‘te ziyaret edilebilir. Kaçırmayın!