Antalya’da bir Kaleiçi Rüyası: Tuvana Hotel ve Restaurantları

1921

Bildiğiniz “lüks” otellerden çok farklı bir yer Tuvana Hotel. Çok misafirperver, çok rahat, çok keyifli. Durun da en başından anlatayım:

Zorunlu Tatil

Paskalya’da malum, Floransa’da kimse kalmadı. Ben de bunu fırsat bilip, hem de Duman’ın doğum gününü aileyle kutlayalım diye bir hafta Bodrum’a anne evine koştum. Koştum diyorum, çünkü Bodrum’da da koşulara devam ederken, beton zemin, mesafeleri ve hızı birdenbire arttırma, intervalleri sıklaştırma derken hop: Stres kırığı.

Alçı, on gün, eh fena değil. Tamam. Tamam da, kıza ve kendime nasıl bakacağım? Hayatın ancak sevgili kullarına bahşettiği hızır-acil Levent’i aradım. Çözüm bir gün içinde bulunmuştu: Antalya’da Tuvana Hotel. Oh ne güzel. Hadi gidelim. Zorunlu tatil fırsatı gelmiş, koltuk değnekleriyle yürüyorum ama hava mis, Antalya’yı görmemişim daha önceden.

3
Tuvana’nın sokağı.

Lüks derken…

Gitmeden önce internetten otele baktım. Lüks diyor. Lüks lafını oldum olası sevmem, aklıma hep böyle azıcık üstün başın düzgün olmasa sana evsiz muamelesi yapan resepsiyonerler (evet Paris’te son bilmem kaç yılın en çok kar yağdığı günlerde başıma gelmişti), soğuk odalar, sürekli muhatap olmamak adına yan yana geçerken bakışmaların kaçamak, hâl hatır sormanın göreve bindiği, beyaz aydınlatmalı koca koca kaba kaba Hiltonvari binalar gelir.

Ya da en olmadı son zamanda herkesin pek kullanmaya heves ettiği “modern çağın hastalığı” sözcük öbeğini karşıladığını düşündüğüm, minimalizm, konseptçilik iddiasındaki ancak çalışanlarının, sahiplerini ve iştirak edenlerinin hep birlikte bir “—miş gibicilik” oynadığı butik, “style” oteller.

Masaya konan yemeğin nasıl yendiğini kendilerinden başka kimsenin bilmediği yerlerden bahsediyorum, evet. Ben gider Yalıçiftlik’te Hasan Pansiyon’umda otururum güzel güzel, ılgın ağaçlarının altında. Seven sevsin, ama benim tarzım değil. Sanırdım—ki aslında o eksikliğin, uzaklığın neden kaynaklandığını ancak yeri doldurulduğunda anlayana kadar.

Bodrum, Yalıçiftlik'te Hasan Pansiyon.
Bodrum, Yalıçiftlik’te Hasan Pansiyon.

Boş bir samimiyetten ya da müşteri memnuniyeti hesaplarından veya macun reklamlarından fırlamış gibi sürekli otuz iki diş gülen çalışanlardan bahsetmiyorum. Profesyonellik diye tutup işletmeyle ilgili her kavramı sündürmekten de. Evet, önünde sonunda bir iş. Bu insanlar da çalışan ya da birer işletmeci ve mülk sahibi. Ama bir işin kalitesini işini ne kadar sevdiğin belirliyor. O işin özü, “insan”ın ta kendisi olunca, mekanın enerjisini insan ile kurulan ilişki belirliyor.

Tuvana Otel böyle bir yer işte, otel odasına girince boş duvarların, milimi milimine düzenlenmiş yatak örtülerinin ve ucu üçgen yapılmış tuvalet kağıtlarının ürettiği kocaman beyaz yalnızlıktan, “evde değilim işte rahat değilim” düşüncesinin yarattığı hafif bir güvensizlik ile korku arasındaki boşluktan çok uzak bir yer.

Tuvana Otel'in bahçesi.
Tuvana Otel’in bahçesi.

Sahipleri Aziz Bey ile Nermin Hanım’ın—ki yazıya ve kamusal alanda saygı gösterisinden eksik kalmamak için Hanım diyorum, kendisi dünyanın en cana yakın ve en yardımcı insanı bildiğin Nermin’dir—her zaman söyleyecek bir iki kelimeleri, verecek candan bir selamları ve halinizi merak edecek enerjileri mekanın en büyük hazinesi bana sorarsanız.

Bu tavır, bu “ne yaptığını” bilmek hali, otelin her yerine, çalışanlardan diğer müşterilere kadar herkese yansımış.

1
Il Vicino’da çalışırken.

Yastık Yüzünden Logo: En Yaratıcı Fikir

Otelin kendisini anlatmadan önce, aslında sitesinde de yazan, ama benim iki üç küçük detay eklemesi yapacağım tarihinden bahsedeyim. Osmanlı subayı Abdi Efendi tarafından yapılan konaklar, ta o zamandan beri gelen geçen herkesin gözdesiymiş. Abdi Efendi’nin kızı Emine Hanım’ın çocukluğu da burada geçmiş. Resepsiyon binası, Emine Hanım ile Mehmet Bey’in sevgilerinin bir ürünü. 1987 yılında ailenin oğlu Aziz Bey’in birebir uğraşlarıyla bugünkü halini almış. Her taşa saygı duyularak yapılmış bir yenileme çalışması. Renkler, şekiller, hiçbir zaman fazlaya ve abartıya kaçmayan, konseptin hakkını veren dekorasyon ve yeşiller birbirine o kadar uyumlu ki. Bir de küçük detaylar var, mesela Tuvana Otel’in tasarımcıları çıldırtan logosu aslında öyle sonradan yapma bir şey falan değil—Emine Hanım’ın yastık yüzü desenlerinden biri.

7
Tuvana Konakları’ndan biri. Üzerindeki desen, Emine Hanım’ın.

Yazının devamı için lütfen tıklayın.